AİHM Kararları Duyurular Kararlar 24 Mart 2025
170Views
İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından Tayland’dan dönen Mansur Yavaş, ilk açıklamasında bu işlemleri gerçekleştiren yargı mensuplarına uyarı niteliğinde bir konuya temas etti ve AİHM’nin 2021 yılında verdiği bir karardan bahsetti. Yavaş, “Hukuk herkese lazım. Hukuk dışına çıkanlara şunu söyleyebilirim; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Arnavutluk kararı var. Bunu mutlaka dikkate alsınlar.” şeklinde konuştu.
Peki, Yavaş’ın değindiği bu karar ne anlama geliyor ve içeriği ne? Sizlere tekrar hatırlatmak istedik.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), yargı sistemindeki yolsuzlukları gidermek amacıyla Arnavutluk’ta gerçekleştirilen reformları değerlendirdiği Xhoxhaj kararında, yargı mensuplarının yeniden değerlendirilmesi sürecini hukuka uygun bulmuştur.
Arnavutluk yargısındaki yaygın yolsuzluk algısı uluslararası raporlara konu olmuş ve Parlamento, reform ihtiyacını tespit ederek 2016 yılında Anayasa değişikliği yapmıştır. Bu kapsamda kabul edilen Yargıçların ve Savcıların Yeniden Değerlendirilmesi Yasası ile (Liyakat Değerlendirme Yasası), tüm yargı mensupları Bağımsız Yeterlilik Komisyonu (IQC) tarafından değerlendirmeye tabi tutulmuştur.
Süreç, malvarlığı denetimi, suç örgütleriyle ilişki tespiti ve mesleki yeterlilik kriterleri çerçevesinde yürütülmüş; gerekli şartları taşımayanlar meslekten ihraç edilmiştir.
AİHM, başvuranın meslekten çıkarılmasını adil yargılanma hakkı kapsamında bir ceza olarak değerlendirmemiş, ayrıca özel hayatın korunması hakkının da ihlal edilmediğine hükmetmiştir. Mahkeme, reformların hukukun üstünlüğünü sağlamaya yönelik meşru bir amaca dayandığını ve demokratik bir toplum için gerekli olduğunu vurgulamıştır.
Benzer nitelikte alınan Nikëhasani/Arnavutluk Kararında: AİHM, malvarlığı artışının gelirle orantısız olması nedeniyle başvuranın meslekten ihracının ve tekrar yargı görevine alınmasının yasaklanmasının ihlal teşkil etmediğini tespit etmiştir. Kararda, yargının saygınlığının ve kamu güveninin korunmasının önemi vurgulanmıştır.
Aynı şekilde Sevdari/Arnavutluk Kararında AİHM, başvuranın malvarlığı ediniminde hukuka aykırılık tespit edilmediğinden dolayı meslekten ihracının özel hayata saygı hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir. Ancak Mahkeme, bu sonucun Arnavutluk’ta uygulanan liyakat değerlendirme sisteminin hukuka aykırı olduğu anlamına gelmediğini belirtmiştir.
Arnavutluk’ta yargıya duyulan güvenin düşük olması ve yolsuzluk iddialarının yaygınlığı reformları zorunlu kılmıştır. Türkiye’nin hukukun üstünlüğü endeksindeki düşük sıralaması ve yargıya güven anketlerindeki olumsuz sonuçları, benzer reformların Türkiye için de gerekli olabileceğini göstermektedir.
AİHM’in daha önce Türkiye’ye ilişkin verdiği kararlar da bu durumu destekler niteliktedir. Özellikle Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 314. maddesine ilişkin kararlarında, belirsizliğin hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğunu ve ifade özgürlüğü ile bağlantılı tutuklamaların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırılık teşkil ettiğini belirtmiştir.
Ayrıca, BM İnsan Hakları Konseyi’nin Türkiye’deki keyfi tutuklamalarla ilgili kararları, yargının bağımsızlığına ilişkin endişeleri artırmaktadır.
Bu çerçevede, Türkiye’de de yargı bağımsızlığının yeniden tesis edilmesi ve hukuka aykırı yargı kararlarından sorumlu olanların liyakat değerlendirmesine tabi tutulması hukukun üstünlüğü açısından zaruridir. AİHM’in Arnavutluk kararları ışığında, benzer bir reformun Türkiye’de uygulanması halinde ihlal kararı vermeyeceği öngörülmektedir. Zira Türkiye’deki mevcut durum, Arnavutluk’taki koşullardan daha ciddi bir reform ihtiyacını doğurmaktadır.
Dolayısıyla yolsuzlukla mücadele ve yargı sistemine olan kamu güvenini artırmak amacıyla uygulanan yeniden değerlendirme süreçlerinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uygun olabileceğini göstermesi açısından önemlidir.
Mahkeme, bu tür süreçlerin bağımsız ve tarafsız organlar tarafından yürütülmesi ve adil yargılanma hakkı ile özel hayatın korunması hakkına uygun şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Türkiye’de yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını güçlendirmeyi amaçlayan reformlar planlanırken, bu karar, yeniden değerlendirme süreçlerinin nasıl yapılandırılması gerektiği konusunda önemli bir rehber olabilir.
Ayrıca karar, yolsuzlukla mücadele kapsamında yargı mensuplarının mal varlıklarının ve etik davranışlarının değerlendirilmesinin, uluslararası insan hakları standartlarına uygun şekilde nasıl yapılabileceğine dair bir örnek sunmaktadır.
Yargı sistemine olan kamu güvenini artırmak için alınacak tedbirlerde, bu kararın ortaya koyduğu ilkeler dikkate alınarak, adil yargılanma hakkı ve özel hayatın korunması hakkı gibi temel hakların korunması sağlanabilir.
Sonuç olarak, AİHM’in Xhoxhaj v. Arnavutluk kararı, yargı reformları ve yolsuzlukla mücadele süreçlerinde temel hakların korunmasının önemini vurgulamakta ve bu alanlarda politika geliştiren ülkeler için değerli bir referans noktası oluşturmaktadır.
Türkiye’de hukuk tekrar işlemeye başladığında, bugün bu hatalı kararlara imza atanlar ve masum insanların hayatını karartanlar, aynı şekilde bu yaptıkları hatalardan kaynaklı yargılanacak ve hesap vermek zorunda kalacaktır.
O gün, bu hesabı veremeyecek yargı mensuplarının başvurabilecekleri veya kaçabilecekleri bir yer olmayacaktır.
O günlerin çabuk gelmesi dileğiyle.
AIHM XHOXHAJ v. ALBANIA Kararı
AIHM NIKËHASANI v. ALBANIA Kararı
AIHM SEVDARI v. ALBANIA Kararı