AİHM Kararları Duyurular Kararlar 17 Mart 2025
206Views
AİHM kararlarının icrası süreci, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin yılda dört kez (Mart, Haziran, Eylül, Aralık) düzenlenen toplantıları ile takip edilmektedir. Bu kapsamda Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin karar ve hükümlerinin uygulanmasını denetlemek için 4-6 Mart tarihleri arasında yaptığı toplantıda alınan birtakım kararları yayımladı. Bakanlar Komitesi, toplantı sırasında Azerbaycan, Gürcistan, Macaristan ve Türkiye ile ilgili davalarda dört Geçici Karar dahil olmak üzere 17 devletle ilgili 38 karar aldı. Komite tarafından 10 farklı devleti ilgilendiren 24 dava veya dava grubuyla ilgili olarak 12 Kesin Karar alındı.
Ayrıca Komite, 10-12 Haziran 2025 tarihlerinde gerçekleştirilecek Avrupa Mahkemesi kararlarının infazına ilişkin toplantısında özel olarak incelenecek davaların gösterge listesini kabul etti. Bu davalar arasında Türkiye’den Kavala, Demirtaş, Yalçınkaya gibi davalar yer alıyor. Dolayısıyla Komite, haziran ayında ihlal kararı verdiği Yalçınkaya davasına ilişkin değerlendirmelerde bulunacak ve kararın Türkiye tarafından uygulanıp uygulanmadığını bireysel ve genel önlemler açısından denetleyecek. Şu an için bu kararın Türk mahkemelerinde doğrudan bir etkisini görememekle birlikte, umarız bu toplantıya kadar Türk yargısında Yalçınkaya kararı çerçevesinde hukuka dönüş işaretleri görebiliriz.
Tekrar Komitenin geçtiğimiz haftalarda yaptığı toplantıya dönecek olursak, bu toplantıda aynı şekilde Kavala, Demirtaş ve birkaç başka Türkiye ile ilişkili kararın denetlemesi yapıldı ve bu davalara ilişkin gelişmeler değerlendirildi.
Bu davalar arasında 15 Aralık 2020 tarihinde AİHM tarafından verilen Pişkin v. Türkiye kararı da yer almaktadır. Bu yazımızda bu kararı ve Komitenin değerlendirmesine değineceğiz.
2016 yılındaki darbe girişimi sonrası Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkarılan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile bir kamu kurumundan ihraç edilen başvurucu, yetersiz yargısal denetim nedeniyle Adil Yargılanma Hakkı (AİHS Madde 6/1) ve Özel Hayata Saygı Hakkı’nın (AİHS Madde 8) ihlal edildiğini öne sürerek AİHM’ye başvurmuştur.
AİHM, Türkiye’de KHK ile yapılan ihraçların yargısal denetime tabi olduğunu ancak mahkemelerin, başvurucunun savlarını yeterince değerlendirmediğini ve sadece iş akdinin KHK’ya dayalı olarak sonlandırıldığını belirterek karar verdiğini tespit etmiştir. Bu durum, AİHS’nin 6. ve 8. maddelerinin ihlali olarak kabul edilmiş ve Türkiye 4 bin euro tazminat ödemeye mahkum edilmiştir.
AİHM, 667 sayılı KHK’nın yargısal denetimi sınırlamadığını, dolayısıyla mahkemelerin tam yetkiyle davayı inceleyebildiğini ancak bunu yapmadıklarını belirtmiştir. Mahkemeler, başvurucunun ihraç edilme nedenlerine ilişkin delilleri incelememiş ve gerekçeli karar sunmamıştır. Dolayısıyla Adil Yargılanma Hakkı (Madde 6/1) ihlali sonucu ortaya çıkmaktadır.
İşten çıkarılmanın başvurucu üzerinde ciddi ekonomik ve sosyal sonuçlar doğurduğu değerlendirilmiştir. Mahkemeler, başvurucunun itirazlarını dikkate almayarak kendisine keyfi işten çıkarma karşısında asgari koruma sağlamamıştır. Bundan dolayı Özel Hayata Saygı Hakkı (Madde 8) ihlali aynı şekilde gündeme gelmektedir.
Kararın ardından Türk mahkemeleri başvurucunun yeniden yargılama talebini kabul ederek işten çıkarmayı geçersiz saymış ve başvurucu 28 Mart 2023 tarihinde eski görevine iade edilmiştir. Maddi tazminat ve ayrıca mahkeme tarafından hükmedilen manevi tazminat başvurucuya ödenmiştir.
Hükümet, bu karara ilişkin 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası olağanüstü koşullar göz önüne alındığında hızlı işten çıkarmaların gerekliliğini savunmuş ve 667 sayılı KHK’nın yargısal denetimi sınırlamadığını ancak iç hukukta yargı makamlarının inceleme eksikliği nedeniyle ihlal yaşandığını iddia etmiş, 2018’den itibaren mahkemelerin daha detaylı incelemeler yapmaya başladığını ileri sürmüştür.
AİHM ise yaptığı değerlendirmede, KHK’nın kendisi değil, mahkemelerin uygulama biçiminin sorunlu olduğunu, mahkemelerin ihraç kararlarını incelerken daha kapsamlı ve gerekçeli kararlar vermesi gerektiğini belirtmiş, ayrıca 2018 sonrası karar örneklerinde mahkemelerin daha fazla inceleme yaptığı ancak bu durumun sistematik bir iyileşmeye dönüşüp dönüşmediğinin kesin olarak belirlenemediğini ifade etmiştir.
Sonuç olarak, Bakanlar Komitesinin 6 Mart 2025 tarihinde yaptığı oturumda, davaya ilişkin bireysel önlemler açısından eksik bir husus bulunmadığı belirtilmiştir.
Bununla birlikte, genel önlemler açısından OHAL kapsamında kamu kurumlarından ihraç edilen kişilerin ileri sürdükleri iddiaların sözleşmeye uygun şekilde düzenli olarak incelendiğini gösteren, birinci derece mahkemeler de dahil olmak üzere yerel mahkeme kararlarına ilişkin daha fazla örnek ve Temmuz 2016 ile Temmuz 2022 arasında kamu kurumlarından ihraç edilen kişilerin sayısına, yargısal inceleme taleplerinin sayısına ve bunların ilerleme veya sonuç durumuna ilişkin veriler Türkiye’den talep edilmiştir. Bununla birlikte Komite, yetkili makamların bu konuda çözüme yönelik bir stratejiyi değerlendirip değerlendirmedikleri, yerel mahkemelerin benzer davaların sözleşmeye uygun şekilde incelenmesini sağlayıp sağlamadıkları ve bunları makul bir süre içinde sonuçlandırıp sonuçlandırmadıklarına dair Türk yetkililerden Mart 2026 sonuna kadar bilgi sunmalarını istemiştir.
Ne yazık ki KHK mağduriyeti kısa sürede sona erecek gibi durmamaktadır. 30.000’den fazla kişi benzer şekilde ihraç edilmiştir ve hâlâ çok sayıda dava devam etmektedir. Bugün açıkça görüldüğü üzere, mahkemelerin iyileştiği iddia edilse de bu konuda yeterli veri ve şeffaflık sağlanmamıştır.
Ayrıca, KHK ile ihraçların cezai yaptırımlarla benzer etkiler doğurduğunu söyleyen Avukat Hakan Kaplankaya’nın 29 Mart 2021’de bu karar ile ilgili yazmış olduğu yazıya buradan ulaşabilirsiniz.
Komitenin, 10-12 Haziran 2025 tarihleri arasında gerçekleştireceği Avrupa Mahkemesi’nin kararlarının uygulanmasıyla ilgili bir sonraki toplantısında incelenecek davaları yine burada değerlendireceğiz. Umarız Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. maddesi uyarınca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarının bağlayıcı olduğunu hatırlayarak gerekli düzenlemeleri yapar.
Pişkin v. Türkiye kararı tam metni için tıklayınız.
Komitenin 4-6 mart tarihlerinde özel olarak incelediği kararların listesi için tıklayınız.
Komitenin Haziran ayında özel olarak inceleyeceği kararların listesi için tıklayınız.