AİHM Kararları Duyurular Kararlar 9 Haziran 2026
223Views
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’de 15 Temmuz darbe girişimi sonrasındaki toplu tutuklamalarla ilgili verdiği ihlal kararlarında teknik ve hukuki bir düzeltme (revizyon) hamlesine imza attı. Mahkeme, haklarında ihlal kararı verilmeden önce hayatını kaybeden eski yargı mensupları ve vatandaşların tazminatlarını doğrudan ailelerine bağlarken, Ankara’nın “Sadece davayı açan eşin miras payı kadarını ödeyelim, geri kalanını keselim” yönündeki itirazını da kesin bir dille reddetti. Aynı gün açıklanan üç karar, uluslararası hukukta tazminatın bölünmezliği ilkesini koruma altına alırken, Türk bürokrasisinin “ölen kişi adına çıkarılan parayı aileye ödememe” savunmasını da tamamen yıktı.
Söz konusu süreç, darbe girişiminin ardından Hizmet hareketi üyeliği şüphesiyle haklarında yeterli delil ve makul şüphe olmaksızın tutuklanan yüzlerce kişinin AİHM’e gitmesiyle başladı. Strasbourg Mahkemesi; Ayvaz ve Diğerleri, Kesler ve Diğerleri ile Taş ve Diğerleri davalarında Türkiye’nin “özgürlük ve güvenlik hakkını” ihlal ettiğine hükmederek başvuruculara 3 bin ila 5 bin avro arasında değişen manevi tazminatlar kesti. Ancak ortak bir dram ve hukuki kördüğüm tam bu noktada baş gösterdi: Başvuruculardan eski hâkim Mesut Güngör, Recep Altun, Hakan Karasoy ve Zeki Sakman, AİHM asıl kararlarını açıklamadan önce yaşamlarını yitirmişlerdi. Ölüm vakaları resmi olarak Mahkeme’ye bildirilmesine rağmen, AİHM’in kendi teknik hataları ve gözden kaçırmaları nedeniyle nihai hükümler doğrudan ölen kişilerin adlarına kuruldu. Türk ödeme makamları ise “Kararda ölen kişinin adı yazıyor, mirasçılara ödeme yapamayız” diyerek aileleri eli boş gönderdi.
AİHM İçtüzüğü’nün 80. maddesi uyarınca dosyaları yeniden açan AİHM Komitesi, hem kendi hatasını düzeltti hem de Ankara’nın davaları düşürme hamlelerini boşa çıkardı. Hükümetin, ölümlerin vaktinde bildirilmediği yönündeki usul itirazlarını yerleşik içtihatlarına dayanarak reddeden Mahkeme, bir insanın vefat etmesinin davanın mali sonuçlarını ve özünü doğrudan değiştiren “belirleyici bir olgu” olduğunu ilan etti. Kararları revize eden AİHM; hayatını kaybeden eski hâkim Mesut Güngör’ün tazminatını eşi Nazan ile çocukları Furkan ve Emirhan’a; Recep Altun’un tazminatını İlknur ve Talha Altun’a; Hakan Karasoy’un tazminatını ise İsmail ve İntimaz Karasoy’a müştereken bağladı.
Tazminatta “Miras Payı” Pazarlığına Geçit Yok
Bu üç davanın en kritik virajı ise Taş ve Diğerleri dosyasında yaşandı. Karardan tam 4 yıl önce vefat eden Zeki Sakman’ın yasal eşi Ayşe Sakman, eşinin hakkını savunmak için tek başına AİHM’e başvurdu ve 3 bin avroluk manevi tazminat hükmünün kendi adına revize edilmesini istedi. Türk Hükümeti ise mahkemeye veraset ilamını sunarak şaşırtıcı bir savunma yaptı: Müteveffanın toplam 9 mirasçısı olduğunu, ancak revizyon talebini sadece eşinin yaptığını belirterek, “Eğer ödeme yapacaksanız 3 bin avronun tamamını değil, sadece eşinin yasal miras payına düşen kısmını (örneğin 4’te 1’ini) ödeyin, kalanını devlette tutun” talebinde bulundu.
Ankara’nın bu “tazminat kırpma” taktiğini inceleyen AİHM, mülk ve hak hukukuna yönelik bu yaklaşımı oybirliğiyle mahkûm etti. Kararda; uluslararası hukukta insan hakları ihlalinden doğan tazminatların bir bütün olduğu ve bölünemeyeceği vurgulandı. Diğer akrabalar davaya dahil olmasa bile, yargılamayı yasal olarak sürdüren tek bir mirasçının bulunmasının, hakkın tamamının teslim edilmesi için yeterli olduğu belirtilerek 3 bin avronun tamamının eksiksiz şekilde Ayşe Sakman’a ödenmesine hükmedildi.
AİHM’in bu kararlarıyla birlikte, Türkiye üç ay içinde söz konusu tazminatları güncel döviz kuru üzerinden ailelerin hesaplarına yatırmak zorunda. Ödemenin geciktirilmesi halinde ise Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal faiz oranına 3 puan eklenerek devlet bütçesine ekstra bir gecikme faizi cezası işletilecek. Karar, ihlale uğrayan kişi vefat etse dahi adaletin ve hak sahipliğinin düşmeyeceğini, devletlerin bürokratik bahanelerle tazminat haklarını ellerinden alamayacağını teyit eden bir emsal olarak kayıtlara geçti.
AYVAZ VE DİĞERLERİ v. TÜRKİYE DAVASI