157Views
AİHM’den Türkiye Kararı: Yargıçların Görev Sürelerinin Sonlandırılması Hak İhlali Sayıldı
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 10 şubatta yayımladığı Kaya ve Diğerleri v. Türkiye (3715/17 ve diğerleri) kararıyla, Türkiye’deki yargı düzenlemeleri ve yargıç haklarına ilişkin emsal teşkil edecek bir hükme imza attı. AIHM, Yargıtay ve Danıştay üyelerinin görev sürelerinin yasal düzenlemeyle erkenden sona erdirilmesini “mahkemeye erişim hakkının ihlali” olarak değerlendirdi.
Bu dava, 2016 yılında yürürlüğe giren 6723 sayılı Kanun ile yüksek yargı organlarının yapısında gidilen değişikliğin bireysel haklar üzerindeki etkisini odak noktasına alıyor. Söz konusu kanun, istinaf mahkemelerinin kurulmasıyla birlikte Yargıtay ve Danıştay’daki daire ve üye sayılarını yeniden düzenlemiş, ancak bu süreçte mevcut tüm üyelerin görev sürelerini—birkaç istisna dışında—otomatik olarak sona erdirmişti.
Davacılar; eski Yargıtay ve Danıştay üyeleri olan yargıçlar, görev sürelerinin idari veya yargısal bir karar yerine doğrudan bir yasama tasarrufuyla kesilmesinin keyfi olduğunu ve bu işleme karşı yargı yoluna başvuramadıklarını savunarak konuyu Strazburg’a taşımıştı. Karar, yargı bağımsızlığının en temel unsurlarından biri olan “yargıçların görev süresinin güvencesi” ve “mahkemeye erişim” ilkelerinin, yasal reform süreçlerinde dahi korunması gerektiğini vurgulaması bakımından kritik bir öneme sahip.
Mahkeme, incelemesinde Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin sunduğu “iç hukuk yollarının tüketilmediği” ve “yapılan düzenlemenin bir yargı reformu olduğu” yönündeki itirazlarını yerinde bulmadı. Hükümet, bu değişikliğin üç dereceli bir yargı sistemine geçiş için gerekli olduğunu ve görevden alınan yargıçların rütbe ve maaşlarının korunduğunu savunsa da, AİHM işin esasına dair şu tespitlerde bulundu:
Mahkeme Erişimi Kısıtlandı: AİHM, başvuranların görev sürelerinin sona erdirilmesine karşı ulusal mahkemelerde etkili bir inceleme yaptırma imkanından mahrum bırakıldıklarını belirtti. Yasama organı tarafından yapılan bir değişikliğin, bireylerin hak arama özgürlüğünü tamamen ortadan kaldıramayacağı hatırlatıldı.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) Madde 6: Kararda, söz konusu müdahalenin Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “adil yargılanma hakkı” ve bu kapsamdaki “mahkemeye erişim” hakkını zedelediği açıkça ifade edildi. Mahkeme, daha önceki Sözen v. Türkiye kararına atıfta bulunarak, yargıçların görev sürelerinin keyfi olarak sonlandırılmadığını denetletebilecekleri bir mekanizmanın yokluğunun, hakkın özünü sakatladığına hükmetti.
AİHM, oybirliğiyle aldığı kararda Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiğini tescil etti. Maddi tazminat taleplerini (maaş kaybı vb.) doğrudan bir nedensellik bağı kurulamadığı gerekçesiyle reddeden mahkeme, manevi tazminat ve yargılama giderleri konusunda ise her bir başvurana 3.000 Euro manevi tazminat ödenmesine ve başvuruların mahiyetine göre belirlenen mahkeme masraflarının karşılanmasına hükmedildi.
Bu karar, Türkiye’de yüksek yargı üyelerinin statüsü ve yasama tasarrufu ile yargı mensuplarının görev sürelerine yapılan müdahaleler konusunda uluslararası hukuk standartlarını bir kez daha hatırlatmış oldu.
Tam karar metni için tıklayınız.