Skip to content Skip to footer

AİHM’den Türkiye’ye “Mahkum Nakli” Kararı: Aile Hayatına Saygı Hakkı İhlal Edildi

Mahkemenin Oybirliğiyle Aldığı Kararda, Mahkumun Ailesiyle Arasındaki Uzaklığın Yaratığı Zorluklara Yeterince Eğilinmediği Vurgulandı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye aleyhine açılan Emre – Türkiye davasında, mahkumun ailesinin ikamet yerine daha yakın bir cezaevine nakil talebinin reddedilmesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. Maddesi’ndeki aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiğine oybirliğiyle karar verdi.

AİHM İkinci Dairesi’nin 16 Aralık 2025 tarihinde tebliğ ettiği karar, ceza infaz kurumlarının güvenlik ve düzen gerekliliklerini gözetirken, mahkumların aile bağlarını sürdürme haklarını da bireyselleştirilmiş bir denge ile değerlendirmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.

Davanın Özeti: Kırşehir – Edirne Arası Çileli Ziyaretler

Davaya konu olan olaylar, Gülen cemaati üyeliğinden hüküm giyen Türk vatandaşı Rafet Emre’nin, cezasını çekmekte olduğu Kırşehir E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan, eşi ve iki okul çağındaki çocuğunun yaşadığı Edirne’ye daha yakın bir cezaevine nakledilme talebinin reddedilmesiyle başladı.

Başvuranın Ağırlıklı Argümanları:

  • Ailesinin kendisini ziyaret etmek için Edirne’den Kırşehir’e 40 ila 45 saat süren, iki aktarmalı otobüs yolculuğu yapmak zorunda kalması.

  • Bu zorluğun eşi ve çocukları için büyük sıkıntıya yol açması ve çocuklarının psikolojik durumunu olumsuz etkilemesi.

  • İki buçuk yılda çocuklarını sadece üç kez görebilmesi.

  • Talep ettiği Edirne ve çevresindeki (Kırklareli, Tekirdağ, Silivri, Çanakkale vb.) 10 farklı cezaevinden birine nakledilmeyi istemesi ve nakil ücretlerini ödemeye hazır olması.

Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, nakil talebini 19 Ekim 2018’de, talep edilen kurumların dolu olduğu ve mahkumun suç türü nedeniyle uygun olmadığı gerekçesiyle reddetmişti. Başvuranın bu karara karşı yaptığı itirazlar sırasıyla Kırşehir İnfaz Hakimliği ve Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmiş, son olarak Anayasa Mahkemesi de başvuruyu “açıkça dayanaktan yoksun” bularak reddetmişti.

AİHM, davayı değerlendirirken öncelikle Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmediği yönündeki itirazlarını reddetti. Özellikle Anayasa Mahkemesi’nin başvuruyu yetersiz delillendirme nedeniyle reddetmesini, “aşırı şekilci bir yaklaşım” olarak değerlendirdi.

Esas Yönünden İhlal Kararı:

Mahkeme, Edirne ve Kırşehir arasındaki mesafenin 850 kilometreden fazla olduğunu ve ailesinin ziyaret için çektiği zorlukların aile hayatına bir müdahale oluşturduğunu kabul etti. Müdahalenin yasal dayanağı (5275 sayılı Kanun ve Genelge no. 167) ve meşru amacı (kamu güvenliği ve suçun önlenmesi) olduğu kabul edilse de, müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığı sorusuna odaklanıldı.

AİHM, kararında ulusal makamların, “menfaatlerin bireyselleştirilmiş bir dengesini” yapmadığı sonucuna vardı. Mahkemenin dikkat çektiği temel eksiklikler şunlardır:

  1. Gerekçelerin Yetersizliği: Genel Müdürlük, talebi sadece “kurumların dolu olması” ve “suç türü nedeniyle uygun olmaması” gibi genel gerekçelerle reddetmiştir.

  2. Bireysel Durumun Göz Ardı Edilmesi: Başvuranın eşi ve iki okul çağındaki çocuğunun 40-45 saatlik yolculuk zorluğu gibi kişisel koşulları dikkate alınmamıştır.

  3. Alternatif Yolların İncelenmemesi: Ulusal makamlar, mahkumun önerdiği cezaevlerinden birine nakledilip nakledilemeyeceği ya da daha az yapılan ziyaretleri telafi etmek için daha uzun veya sık telefon görüşmeleri gibi alternatif yolların mümkün olup olmadığını araştırmamıştır.

AİHM, ulusal makamların mahkumun kişisel durumunu ve ailesinin, özellikle de çocuklarının yaşadığı zorlukları yeterince dikkate almadığını belirterek, müdahalenin izlenen meşru amaçla orantılı olmadığına ve dolayısıyla Sözleşme’nin 8. Maddesi’nin ihlal edildiğine hükmetti.

Kararda, mahkumların aile ve sosyal bağlarını sürdürme menfaatinin daima hesaba katılması gerektiği bir kez daha vurgulandı.

Tazminat Talebi Yok: Başvuranın Mahkeme tarafından belirlenen süre içinde herhangi bir adil tazmin talebi sunmaması nedeniyle, bu konuda herhangi bir ödeme yapılmasına gerek olmadığı belirtildi.

Tam karar metni için tıklayınız.