Skip to content Skip to footer

Eski yüksek yargı mensuplarının başvurularının incelendiği 3 AİHM kararı: ”Benli ve diğerleri v. Türkiye , Olcay ve diğerleri v. Türkiye , Tosun ve diğerleri v. Türkiye”

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 11 şubatta Türkiye’den başvuran yargı mensuplarının adil yargılanma hakkı ve mahkemeye erişim konularında yaptıkları başvurulara ilişkin üç önemli karar verdi: “Benli ve Diğerleri”, “Olcay ve Diğerleri” ve “Tosun ve Diğerleri”. Bu davalar, yargı mensuplarının görevden alınmaları veya görev yerlerinin değiştirilmesi süreçlerinde yaşadıkları hukuki zorlukları ve bu süreçlerin yargısal denetim eksikliğini ele almaktadır.

  1. Benli ve Diğerleri Davası

“Benli ve Diğerleri” davasında,   Adalet Bakanlığı ve HSYK’da raportör hakim ve başmüfettiş olarak görev yapan 6 eski yüksek yargı mensubundan oluşan ve HSYK’nın 19 Kasım 2014 tarihli kararıyla görev yerleri değiştirilen başvurucular, bu kararların yargısal denetime tabi olmaması nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6. maddesi uyarınca adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürdüler.

AİHM, başvuranların görev yerlerinin değiştirilmesi kararlarının yargısal denetime kapalı olmasının, mahkemeye erişim haklarını ihlal ettiğine hükmetti. Mahkeme, yargı mensuplarının mesleki hayatlarını etkileyen bu tür kararların etkili bir yargısal denetime tabi tutulması gerektiğini vurgulamış ve başvuruculara tazminat verilmesine hükmetti.

  1. Olcay ve Diğerleri Davası

“Olcay ve Diğerleri” davasında, 30 başvurucu Danıştay hakimi olarak görev yapmaktaydı. 1 Temmuz 2016 tarihinde kabul edilen 6723 sayılı Kanun ile Danıştay’ın daire ve üye sayılarında değişiklik yapılmış ve bu kapsamda başvuranların görev süreleri sona erdirilmiştir. Başvurucular, görevlerine son verilmesinin keyfi olduğunu ve bu işlemlere karşı yargı yolunun kapalı olmasının AİHS’nin 6. maddesini ihlal ettiğini iddia ettiler.

AİHM, başvuranların görevlerine son verilmesi işlemlerinin yargısal denetime tabi olmamasının, mahkemeye erişim haklarını ihlal ettiğine karar vermis ve başvurucular lehine tazminata hükmetmiştir. Ayrıca mahkeme, yargı mensuplarının görevden alınma süreçlerinin şeffaf ve denetlenebilir olması gerektiğini belirtmiştir.

  1. Tosun ve Diğerleri Davası

“Tosun ve Diğerleri” davasında, başvuranlar Yargıtay hakimi olarak görev yapmaktaydılar. 1 Temmuz 2016 tarihinde kabul edilen 6723 sayılı Kanun ile Yargıtay’ın daire ve üye sayılarında değişiklik yapılmış ve bu kapsamda başvuranların görev süreleri sona erdirildi. 84 başvurucu, diğer davalarda olduğu gibi görevlerine son verilmesinin keyfi olduğunu ve bu işlemlere karşı yargı yolunun kapalı olmasının AİHS’nin 6. maddesini ihlal ettiğini iddia etmişlerdi.

AİHM, diğer iki davada olduğu gibi başvuranların görevlerine son verilmesi işlemlerinin yargısal denetime tabi olmamasının, mahkemeye erişim haklarını ihlal ettiğine ve tazminatlara karar vermiştir.

 

Bu üç dava, yargı mensuplarının görevden alınma veya görev yerlerinin değiştirilmesi süreçlerinde yaşadıkları hukuki sorunları ve bu süreçlerin yargısal denetim eksikliğini ele almaktadır. Başvuranlar, AİHS’nin 6. maddesi uyarınca adil yargılanma ve mahkemeye erişim haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. AİHM, her üç davada da Türkiye’nin AİHS’nin 6. maddesini ihlal ettiğine hükmetmiş ve yargı mensuplarının mesleki hayatlarını etkileyen kararların etkili bir yargısal denetime tabi tutulması gerektiğini vurgulamıştır.  AİHM, Olcay ve diğerleri ve Tosun ve diğerleri kararında, 9 Nisan 2024’te verdiği Sözen v. Türkiye kararını referans olarak kullanmıştır.

Toplamda 356 bin 400 avro manevi tazminata hükmedilmiş, dosya ve avukat masrafları ile birlikte 400 bin avroyu aşan tazminatların Türkiye tarafından 3 ay içerisinde ödenmesi istenmiştir.

“Benli ve Diğerleri”, “Olcay ve Diğerleri” ve “Tosun ve Diğerleri” davaları, Türkiye’de yargı mensuplarının görevden alınma veya görev yerlerinin değiştirilmesi süreçlerinde yaşanan hukuki sorunları ve bu süreçlerin yargısal denetim eksikliğini gözler önüne sermektedir. AİHM’nin bu davalarda verdiği kararlar, yargı bağımsızlığının korunması ve yargı mensuplarının mesleki güvencelerinin sağlanması açısından önemli birer emsal teşkil etmektedir.

 

Bununla birlikte bu kararlar kapsamında mesleğe dönmek için yapılan başvurularda Türk Mahkemeleri bu kararın sadece kanunla atılmalara yönelik olduğunu bundan dolayı HSYK kararı ile veya Kararname ile atılanlar için geçerli olamayacağını söylemekte ve başvuruları reddetmektedir. Başvurucuların neredeyse tamamının aynı anda farklı işten atılma işlemi (Kanun, KHK, İdari karar vs..) gördükleri düşünüldüğünde Türk tarafı tarafından hepsi için ayrı bir AİHM kararı beklenildiğinden söz edebiliriz.

 

Tam karar metinleri için

BENLİ VE DİĞERLERİ https://hudoc.echr.coe.int/fre?i=001-242001

OLCAY VE DİĞERLERİ https://hudoc.echr.coe.int/fre?i=001-241956

TOSUN VE DİĞERLERİ https://hudoc.echr.coe.int/fre?i=001-241957