Skip to content Skip to footer

Türkiye’den AİHM Kararlarına Çifte Savunma: Yalçınkaya ve Akay Davalarında Eylem Planları Masada

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Yüksel Yalçınkaya kararının ardından uluslararası insan hakları örgütlerinin eleştirilerine hedef olan Türkiye, 20 Mayıs 2025 tarihinde Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne sunduğu resmi yazıyla, davaya ve eleştirilere yönelik detaylı bir savunma yaptı. Bununla birlikte Aydın Sefa Akay davasına yönelik eylem planı Strasbourg’a sunuldu.

AİHM Yalçınkaya Kararına Karşı Savunmasını Sundu: “Yargı Uygulamalarımız AİHM Standartlarına Uygun”

Türkiye, Yalçınkaya kararında ihlal edilen üç temel hakkı—kanunsuz ceza olmaz ilkesi, adil yargılanma hakkı ve örgütlenme özgürlüğü—ön plana alarak bu hakların korunması için atılan adımları anlattı. Hükümetin açıklamasına göre:

  • Bireysel Düzeyde: Yalçınkaya’nın davası yeniden görülmüş ve 12 Eylül 2024’te Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi önceki mahkumiyeti (6 yıl 3 ay) yeniden onaylamıştır. Dosya temyiz aşamasındadır.

  • Genel Düzeyde: Üyelik suçu yargılamalarında, sadece sempatiden ibaret ilişkilerin yeterli görülmediği, sanığın örgüt içi hiyerarşik yapıdaki yeri, eylemlerin çeşitliliği, sürekliliği ve yoğunluğu gibi kriterlerin dikkate alındığı savunulmuştur. Özellikle Yargıtay içtihatlarına uygunluk vurgulanmıştır.

  • ByLock Delilleri: Hükümet, ByLock kullanımının otomatik bir mahkumiyet sebebi olmadığını, elde edilen verilerin sanığa açıklandığını, savunma hakkının ihlal edilmediğini belirtmiştir. ByLock analiz raporlarının, kullanıcı bilgileri ve mesaj içeriklerini içeren teknik belgeler olduğu ifade edilmiştir.

  • Örgüt Üyeliği ve Dernek Bağlantısı: Sendika ya da dernek üyeliğinin tek başına FETÖ üyeliği için delil sayılmadığı, bu tür ilişkilerin derinlemesine analiz edilerek karar verildiği kaydedilmiştir.

Eleştirilere Sert Yanıt: “Spekülasyonlara Katılmıyoruz”

Türkiye, sivil toplum kuruluşlarının değerlendirmelerini “spekülasyon” ve “siyasi yorum” olarak nitelendirerek, bu tür beyanları reddettiğini beyan etti. Yalnızca denetim süreci kapsamındaki konuların ciddiyetle ele alındığını vurguladı.

Komiteye Çağrı: Süreci Dikkatle Değerlendirin

Sonuç bölümünde Türkiye, Bakanlar Komitesi’nden savunmada belirtilen noktaların dikkate alınarak kararın icra sürecinde objektif bir yaklaşım sergilenmesini talep etti.

Türkiye’nin savunması, AİHM kararının içeriğine doğrudan yanıtlar içeriyor olsa da, uluslararası kamuoyunun bu açıklamaları yeterli bulup bulmayacağı belirsiz. Özellikle yeniden yargılamada aynı kararın çıkmış olması, davanın sembolik önemini artırıyor. Önceki kararda “yüzlerce benzer davayı” ilgilendiren sistemsel bir sorun olduğu vurgulandı. Bu, kararı sadece bireysel bir ihlal değil, Türkiye’nin ceza adaleti sistemine yönelik geniş kapsamlı bir eleştiri haline getiriyor.

Bu durumda AİHM şunları yapabilir:

  • Pilot Karar Mekanizmasını uygulayarak Türkiye’ye genel yasal reform çağrısında bulunabilir.

  • Toplu davaları bekletip, Yalçınkaya kararının uygulanmasını gözleyerek sonuçlarını değerlendirebilir.

  • Yeni başvurulara daha hızlı ve otomatik ihlal kararı vererek bireysel başvuru sürecini sadeleştirebilir.

Türkiye İçin Ne Anlama Geliyor?

  • Binlerce dava yeniden görülmek zorunda kalabilir.

  • Ceza adaleti sisteminde delil standartlarının netleştirilmesi gerekebilir.

  • Aksi takdirde Avrupa Konseyi tarafından ihlal prosedürü başlatılması riski gündeme gelebilir (örneğin Kavala ve Demirtaş davalarında olduğu gibi)

 

 

Aydın Sefa Akay Davasında AİHM Ne Demişti?

AİHM, Nisan 2024’te açıkladığı kararında, eski BM yargıcı Aydın Sefa Akay’ın tutukluluğunun ve evinin aranmasının hukuka aykırı olduğunu belirtti:

  • Diplomatik dokunulmazlık: Türk makamlarının, Akay’ın dokunulmazlık iddiasını zamanında değerlendirmediği ve ulusal mahkemelerin konuya dair öngörülemez yorumlar yaptığı tespit edildi.

  • Kişisel hayat ve konut dokunulmazlığı: Ev aramasının hukuka aykırı olduğu ve yeterli yasal zemine dayanmadığı belirtildi (AİHS Madde 8).

Türkiye’nin Eylem Planı: “Sorun Giderildi, Yeni İhlal Yok”

Türkiye’nin 22 Mayıs 2025 tarihli eylem planına göre:

  • Bireysel Önlemler: Mahkemece hükmedilen maddi tazminat (21.100 €) ve masraf (7.000 €) ödenmiştir. Akay 2025 itibariyle denetimli serbestlikten yararlanarak tahliye edilmiştir.

  • Anayasa Mahkemesi Başvurusu: AYM, başvuruyu süre aşımı nedeniyle kabul etmemiştir.

  • Genel Önlemler: Karar Türkçeye çevrilerek yargı kurumlarına iletilmiş, farkındalık yaratma amaçlı yayımlanmıştır. Ancak henüz herhangi bir hukuki reform ya da kanun değişikliği yapılmamıştır.

Hükümet, bireysel zararların giderildiğini savunurken, genel önlemler için zaman içinde Bakanlar Komitesi’ne bilgi verileceğini bildirmiştir.

Bu iki dava, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye’ye dair artan denetimini ve uluslararası hukukla ulusal güvenlik politikaları arasındaki gerilimi bir kez daha gözler önüne seriyor. Bakanlar Komitesi’nin Haziran 2025 toplantısında Türkiye’nin bu savunmalarını yeterli bulup bulmayacağı merak konusu.

 

 

Türkiye hükümetinin Yüksel Yalçınkaya davasına ilişkin savunması

Aydın Sefa Akay davasına ilişkin Türkiye’nin sunduğu eylem planı