Duyurular Makaleler&Raporlar 3 Nisan 2025
147Views
1 Nisan 2025 tarihinde Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nda, “Türkiye’de Demokrasinin Baskı Altına Alınması ve Ekrem İmamoğlu’nun Tutuklanması” başlıklı önemli bir oturum düzenlendi. Bu oturumda, Türkiye’deki son siyasi gelişmeler ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ele alındı.
Bildiğiniz üzere Ekrem İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin önde gelen isimlerinden biri olarak, 2028 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday gösterilmesi bekleniyordu. Ancak, Mart 2025’te hakkında başlatılan yolsuzluk ve terör suçlamaları nedeniyle tutuklandı. Bu tutuklama, birçok kesim tarafından siyasi bir hamle olarak değerlendirildi ve uluslararası alanda tepkiyle karşılandı. Özellikle İstanbul Üniversitesi’nin İmamoğlu’nun üniversite diplomasını iptal etmesi, onun cumhurbaşkanlığı adaylığını engelleme girişimi olarak görülüyor.
Avrupa Parlamentosu üyeleri, Türkiye’deki demokratik gerileme ve muhalefet üzerindeki baskıları sert bir dille eleştirdi. Sosyalistler ve Demokratlar İlerici İttifakı (S&D) Grubu, İmamoğlu’nun tutuklanmasını kınayarak, Türkiye’nin demokratik ilkelerden uzaklaştığını ve bu durumun AB’ye üyelik sürecini olumsuz etkilediğini belirtti. Milletvekili Nacho SÁNCHEZ AMOR (S&D): “Askeri gücün üye olmayı sağlayacağına dair yorumlar görüyoruz medyada. Buna net bir şekilde Avrupa’nın Kavala ile İmamoğlu ile tüm siyasi tutuklularla ilgili olduğunu söylememiz lazım. Erdoğan bizden cevap bekliyor ve cevap vermemiz lazım.”
Milletvekili Nikos PAPANDREOU (S&D): “Biz Yunanistan’da Türkiye’yi AB’de istiyoruz. Ancak bu Türkiye’yi, insanları hapse atan Türkiye’yi değil, bu Türkiye’yi AB Savunmasına ortak etmeye çalıştığınızı biliyoruz ve buna izin vermeyeceğiz.”
Milletvekili Dario NARDELLA (S&D): “2 milyondan fazla insanın İmamoğlu için eylem yaptığı bir eylemden yanınıza geliyorum. Bu Parlamento bunlar karşısında sessiz kalamaz. Başbakan Meloni, Erdoğan’ı ilerleyen günlerde İtalya’da ağırlamayı düşünüyor. Türklerin onuru için buna dur demeliyiz.”
Renew Europe Grubu da benzer şekilde, İmamoğlu’nun tutuklanmasının siyasi rakiplere yönelik bir baskı olduğunu vurgulayarak, Türkiye hükümetini bu tür uygulamalara son vermeye çağırdı. Grup, Türkiye’nin AB ile ilişkilerinin bu tür anti-demokratik eylemlerle zedelendiğini ifade etti.
Milletvekili Malik AZMANI (Renew): “AB’nin sessizliği bizi şok etti ve sessiz kalamayız. İmamoğlu serbest bırakılana kadar verilebilecek en sert tepkiler verilmeli yoksa tarih bizi yanlış tarafta duranlar olarak yazacaktır.”
Avrupa Parlamentosu’nun yanı sıra, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Bürosu da İmamoğlu’nun derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. AKPM, Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyesi olarak demokratik değerlere bağlı kalması gerektiğini hatırlatarak, İmamoğlu ve diğer tutuklu politikacılara yönelik suçlamaların düşürülmesini talep etti.
Türkiye’deki bu gelişmeler, uluslararası toplumda büyük yankı uyandırdı ve Türkiye’nin demokratik süreçlerine yönelik endişeleri artırdı. Avrupa Parlamentosu’ndaki bu oturum, Türkiye’deki demokratik gerilemeye karşı uluslararası bir duruş sergilenmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi.
İşte diğer bazı milletvekillerin konuşmaları:
VP/HR Kallas adına Commissioner Kos: “Seçilmiş bir belediye başkanının ve lider muhalefet figürünün cumhurbaşkanı adayı olacağını duyurur duyurmaz tutuklanması Türkiye hakkında önemli sorulara neden oluyor. Türkiye bizim için vazgeçilmez bir ortak ve demokratik bir ülke olmasını istiyoruz. Türkiye ile ilişkileri tamamen kesmek sadece Türkleri cezalandırmak olur. Ancak yaşananlara da sessiz kalamayız. Bu sebeple Antalya Diplomasi Formundaki konuşmamı ve Ankara’da dışişleri bakanı ile olan toplantımı iptal ettim.”
Kanko (ECR): “Burada hala Erdoğan’a güvenen varsa onun içine nasıl bir kötü ruh girdiğini düşünürüm. İmamoğlu’nun görevden alınması ve tutuklanması kabul edilemez.”
Prebilic (Greens/EFA): “Türkiye bir yol ayrımında. Yüz binlerce insan demokrasiyi ve İmamoğlu’nu savunuyor. Bu bizim de problemimiz, bizim tarihimiz demokrasi mücadelesi tarihi. Güvenlik, enerji, göç yüzünden sessiz kalamayız. İmamoğlu ve göstericiler bırakılana kadar duramayız”
Camara (Greens/EFA): “Milyonlarca genç adalet için, seslerini duyurmak için, daha iyi bir gelecek için sokağa çıktı. Dövülen, yerlerde sürüklenen gençlerin görünceleri kabul edilebilir gibi değil. Onların cesareti ve çektikleri acı karşısında sessiz kalamayız.”
Demirel (LEFT): “Erdoğan’ın Lukaşonko’dan ne farkı var? Neden hala onunla çalışıyorsunuz? AB demokrasi getiremez, bu o ülkenin insanlarına bağlı ancak AB ve hükümetler sözlerin ilerisine geçip ciddi adımlar atmalı.”
Zovko (EPP): “Türkiye’nin kamu diplomasisi ne kadar vazgeçilmez bir ortak olduğunu söyleme şovuna yardım etse de net bir duruş alalım. Çifte standart mı uyguluyoruz otokratik rejimler karşısında? Göçmenlerin yeniden silah olarak kullanılmasından mı korkuyoruz?”
Vozemberg (EPP): “Erdoğan’ın İmamoğlu’nu hapse atması sürpriz değil, yıllardır siyasetçileri, gazetecileri hapse attıklarını, Yunanistan ve Kıbrıs’a karşı tehditlerini görüyoruz.”
Le Pen ve İmamoğlu karşılaştırılması
Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen oturumda, Türkiye’deki demokratik süreçlere yönelik endişelerin yanı sıra, Fransa’da kamu fonlarını usulsüz kullanmaktan suçlu bulunan ve başkanlığa aday olması yasaklanan Marine Le Pen’e yönelik eleştiriler de gündeme geldi.
Marine Le Pen, aynı gün gerçekleştirdiği basın toplantısında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik hukuki sürece atıfta bulunarak, kendisini mahkûm edenlerin İmamoğlu’nu nasıl savunabileceklerini sorguladı. Ancak, Le Pen’in aldığı ceza ile İmamoğlu’nun karşı karşıya kaldığı hukuki süreç arasında doğrudan bir benzerlik kurmak oldukça zor görünüyor.
Hukuki çerçevede bakıldığında, iki dava arasında zaten ciddi farklılıklar bulunuyor. Ancak, kamuoyunda bu iki olay arasında paralellik kurma çabaları ve siyasi tartışmalar göz önüne alındığında, karşılaştırmaların sağlıklı bir temele dayanmadığı da ifade ediliyor.
Le Pen’in durumu siyasi açıdan da tartışmalı bir konumda. Fransız siyasetinde uzun süredir etkin bir figür olan Le Pen, iktidarın fiili ortaklarından biri olarak değerlendiriliyor. François Bayrou’nun liderliğindeki azınlık hükümetinin, Le Pen ve aşırı sağcı Ulusal Birlik Partisi’nin (RN) hükümet aleyhine güvenoyu vermemesi sayesinde ayakta kaldığı belirtiliyor.
Fransa’da muhalefet defalarca güven oylaması talep etmiş olmasına rağmen, Le Pen bu girişimlerin hiçbirini desteklemedi. Bu nedenle, bazı siyasi yorumcular, Le Pen’in iktidara muhalif bir figür olarak değerlendirilmesinin doğru olmayacağını vurguluyor. Türkiye’de MHP lideri Devlet Bahçeli’nin hükümetle olan ilişkisi nasıl tanımlanıyorsa, Le Pen’in de Fransa’daki siyasi duruşunun benzer bir pozisyonda olduğu iddia ediliyor.
Ayrıca, geçtiğimiz ay Marine Le Pen’in, kendi davasındaki hukuki süreci etkilemek umuduyla, muhalefetin sert tepkisine rağmen, Macron’a yakın bir ismin Anayasa Konseyi Başkanı olmasına yardımcı olduğu öne sürülüyor.
Son olarak, Le Pen’in kendisini Macron’un siyasi rakibi olarak konumlandırması da tartışmalı bir söylem olarak görülüyor. Zira Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, mevcut yasalar gereği bir sonraki seçimde yeniden aday olamayacak. Dolayısıyla, Le Pen’in Macron ile olan siyasi mücadelesi, gerçek bir seçim rekabeti olarak değerlendirilemiyor.
Bu bağlamda, Avrupa Parlamentosu’ndaki oturumda hem Fransa’daki iç siyasi dengeler hem de Türkiye’deki demokratik gerileme tartışmaları birlikte ele alındı. İmamoğlu’nun durumu, Avrupa’daki pek çok siyasetçi tarafından endişeyle karşılanırken, Le Pen’in kendi hukuki sürecini bu bağlamda kullanma çabası ise tepki çekti.
Oturum hakkında detaylar için tıklayınız.