Skip to content Skip to footer

AİHM’den 9 Kişi Hakkında İhlal Kararı: Hakim ve Savcılar İçin “Yargı Yolu” Zorunluluğu

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 22 Ocak 2026 tarihinde açıkladığı “Şahin ve Diğerleri v. Türkiye” kararıyla, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) kararlarına karşı yargı yolunun kapalı olmasını bir kez daha hak ihlali olarak değerlendirdi. Mahkeme, yargı mensuplarının tayin, disiplin ve atama süreçlerinde mahkemeye erişim hakkının engellenemeyeceğine hükmetti.

Dava, farklı tarihlerde HSK (eski adıyla HSYK) tarafından haklarında naklen tayin, disiplin cezası veya mesleğe kabul edilmeme gibi kararlar verilen bir grup yargı mensubunun başvurusuyla başladı. Başvurucular, HSK kararlarının kesin olduğunu ve bu kararlara karşı herhangi bir yargı merciine başvuramadıklarını belirterek, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6. Maddesinde düzenlenen “Adil Yargılanma Hakkı” ve bu kapsamdaki **”Mahkemeye Erişim Hakkı”**nın ihlal edildiğini ileri sürdüler.

Mahkeme, kararında daha önceki emsal kararlarına (Bilgen, Eminağaoğlu ve Oktay Alkan) atıfta bulunarak çok kritik bir ayrımın altını çizdi:

  • Sadakat Bağı: Devlet memurları için öngörülen “devlete özel sadakat bağı” yargı mensupları için aynı şekilde yorumlanamaz.

  • Bağımsız Rol: Hakim ve savcılar, hükümet politikalarını uygulamakla değil, hukukun üstünlüğünü korumak ve gücü denetlemekle yükümlüdür. Bu nedenle, onların mesleki yaşamlarını etkileyen idari kararların yargı denetimi dışında bırakılması kamu yararına bir amaç taşımaz.

  • Hak İhlali: HSK kararlarına karşı etkili bir yargı yolunun bulunmaması, başvurucuların mahkemeye erişim hakkının özünü zedelemektedir.

AİHM, oybirliğiyle aldığı kararda Türkiye’nin başvuruculara manevi tazminat ve masraflar için ödeme yapmasına hükmetti. Karar metnine ekli listede yer alan miktarlar uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti her bir başvurucuya belirli miktarlarda tazminat ödeyecek. Mahkeme ayrıca, başvurucuların sunduğu diğer bazı şikayetlerin (masumiyet karinesi vb.) bu temel ihlal tespiti ışığında ayrıca incelenmesine gerek görmedi.

Bu karar, Türkiye’deki yargı sisteminin yapısal bir sorununa parmak basıyor. Mevcut anayasal düzenlemede HSK’nın “meslekten çıkarma” dışındaki kararlarına karşı yargı yolunun kapalı olması, AİHM tarafından sistemik bir hak ihlali olarak görülmeye devam ediyor. Hukukçulara göre bu karar, ilerleyen süreçte HSK kararlarının denetimi konusunda yasal veya anayasal bir değişiklik yapılması gerekliliğini tekrar gündeme taşıyabilir.

Tam karar metni için tıklayınız.