AİHM Kararları Duyurular Kararlar 8 Temmuz 2025
338Views
8 Temmuz 2025 günü AİHM tarafından açıklanan bu karar, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından Türkiye’de çeşitli tarihlerde gözaltına alınan ve tutuklanan 117 başvurucunun, makul şüphe olmaksızın özgürlüklerinden mahrum bırakıldıkları iddialarına ilişkindir. Başvurucular, sözde “FETÖ/PDY üyeliği” şüphesiyle önce gözaltına alınmış, ardından uzun süreli tutuklu yargılanmış veya mahkûm edilmiştir. AİHM, bu kişilerin ilk tutuklama kararlarında, makul şüphenin bulunmadığı ve iç hukuk yollarının da etkisiz olduğu gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğine hükmetmiştir.
Başvurucuların tutuklanmasına neden olan gerekçeler ,ByLock kullanımı, Bank Asya’da hesap, 1 dolarlık banknot taşıma, sosyal medya paylaşımları gibi , tek başına suç şüphesi oluşturacak nitelikte değildi. AİHM’e göre bu deliller soyut, genelleştirilmiş ve yetersiz delillerdir.
Başvurucuların Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı bireysel başvurular, gerekçesiz ve özet biçimde reddedildi. Bu da tutukluluğun hukuki denetimini etkisiz kıldı. Ayrıca pek çok başvurucu, uzun süre boyunca yeterli kanıt sunulmadan tutuklu kaldı. Mahkeme, bu durumun özgürlük ve güvenlik hakkının (AİHS m.5/1) ihlali olduğuna karar verdi.
AİHM, başvurucuların tutuklanmasına gerekçe olarak gösterilen delillerin örneğin:
ByLock kullanımı,
Bank Asya’da hesap,
FETÖ’ye yakın yayınlar veya sosyal medya paylaşımları,
1 dolarlık banknotlar,
Tanık ifadeleri (belirsiz içerikli),
Çocuklarını FETÖ okullarına göndermek,
FETÖ’yle ilişkilendirilen kurumlarda çalışmak,
gibi unsurların tek başına veya birlikte makul şüphe oluşturmayacağına karar verdi. Bu unsurların, mevcut yasal sistemde meşru kabul edilen faaliyetler olduğunu, dolayısıyla bir örgüt üyeliği suçlamasını destekleyemeyeceğini belirtti.
Sonuç olarak tutuklama kararlarının gerekçeleri soyut ve genel tutulmuş, somut ve bireyselleştirilmiş değerlendirmeler yapılmamış. Mahkemeler, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesindeki kalıp ifadelere dayanarak karar vermiş, “delil durumu” denilse de somut delillerin neler olduğu belirtilmemiş. Devletin sunduğu ek bilgiler veya belgeler de makul şüpheyi kanıtlamaya yetmemiştir. Ayrıca mahkemeler, delillerin yeterliliğini bireysel olarak değerlendirme yükümlülüklerini yerine getirmemiştir.
Darbe sonrası olağanüstü hâl koşulları gözetilmiş olsa da, yine de tutuklama kararlarının Sözleşme’ye uygunluğu aranır.
Tüm bunlarla birlikte AİHM, başvurucuların çoğuna 5.000 Euro manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Bazı başvurucuların talepleri süresinde yapılmadığı veya yetersiz olduğu için reddedildi. Ayrıca maddi tazminat talepleri kabul edilmedi.
Bu karar, Baş v. Türkiye, Akgün v. Türkiye, Taner Kılıç v. Türkiye ve Turan ve Diğerleri v. Türkiye gibi daha önceki kararlarla aynı çizgide yer alır. AİHM, bu kararlarında da benzer şekilde ByLock kullanımı, Bank Asya hesabı gibi unsurların tek başına suç isnadı için yeterli olmayacağını, devletin sunduğu delillerin örgüt üyeliğini kanıtlamadığını ve tutuklama kararlarının gerekçesiz ve otomatik şekilde verildiğini ifade etmiştir.
Bu karar, keyfi ve genel-geçer gerekçelerle verilen tutuklama kararlarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu bir kez daha teyit etmiştir. Türkiye’de özellikle OHAL dönemi sonrası tutuklamalara ilişkin ciddi yapısal sorunlar olduğu yönünde açık bir yargılamadır.
Başvurucuların Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı bireysel başvuruların da özet şekilde reddedildiği, dolayısıyla iç hukuk yollarının da etkisiz kaldığı vurgulanmaktadır.
Bu kararlarla birlikte, AİHM’nin önceki ihlal kararları doğrultusunda kararlar almaya devam edeceği görülmüş ve Türkiye’deki FETÖ bağlantılı tutuklamalara dair istikrarlı ve eleştirel yaklaşımını güçlendirmiştir.
Tam karar metni için tıklayınız.